Click on the slide!

Karıncalarda Emeklilik

Yaprak kesen karıncalar (Atta cephalotes) yaşamlarına, yaprak kesmeye yarayan jilet gibi keskin çenelerle başlıyorlar. Fakat zamanla bu çeneler keskinliklerini yitirmeye…

Devamı...
Click on the slide!

Bir Müminin Allah'a Yakınlıkta Hedefi Ne Olmalıdır?

Allah “Ey iman edenler, Allah’tan korkup-sakının ve (sizi) O’na (yaklaştıracak) vesile arayın; O’nun yolunda cihad (mücadele) edin, umulur ki kurtuluşa…

Devamı...
Click on the slide!

Yüce Allah'ın Sonsuz Gücünden Bir Örnek: Kasırgalar

Tayfun, kasırga gibi atmosfer olayları dünya üzerinde sıkça karşılaştığımız afetlerdendir. Bu olaylar sırasında oluşan rüzgarlar; kimi zaman evleri, binaları, barakaları,…

Devamı...
Click on the slide!

Küstüm Otunun İlginç Taktiği

 Küstüm otunun çok ilginç bir savunma sistemi vardır. Bu bitkinin yapraklarına dokunulduğunda birkaç saniye içinde, sapla birlikte yapraklarının gövdeye doğru…

Devamı...
Click on the slide!

Şeffaf Görünen Böcek Kanatlarındaki Kusursuz Desen ve Simetri

Şeffaf gibi görünen böcek kanatlarının gerçekte son derece estetik desenlere ve renklere sahip olduğunu biliyor muydunuz? İnsan gözünün görmediği bu…

Devamı...
Click on the slide!

İyilik Mi Kötülük Mü?

İyilik ve kötülük, insanların hayatları boyunca üzerinde en çok konuştukları ve düşündükleri kavramlardandır. Bazı insanlar, kendi belirledikleri ölçüler içinde "iyi…

Devamı...
Click on the slide!

Müslüman Kadın Güçlü Bir Karaktere Sahiptir, İradelidir

Müslüman kadınların bir başka özelliği de, insanların kınamalarından etkilenmeyen güçlü bir şahsiyete sahip olmalarıdır. (Maide Suresi, 54) Kuran ahlakınını yaşamayan…

Devamı...
Click on the slide!

Allah'ın Okyanuslarda Yarattığı Servet

Yeni teknolojik araştırmalar, uzun yıllar boyunca verimsiz olduğu düşünülen okyanusların derinliklerinin birbirinden özel zenginliklere sahip olduğunu ortaya koymuştur. Okyanuslardaki zenginliği…

Devamı...
Click on the slide!

Her Durumda Hüsn-ü Zan Sahibi Olmanın Önemi

İnsan nefsi çevresinde gördüğü bir tavrı öncelikle şüpheyle ve olumsuz bir bakış açısıyla algılama eğilimindedir. Ancak gerçekler her zaman ilk…

Devamı...
Click on the slide!

Salyangoz Hareketindeki Kompleks Yapı Teknolojiye İlham Kaynağı Oluyor

Salyangozlar, Yüce Rabbimiz’in yaratma sanatındaki detayın ve muhteşemliğin yeryüzündeki milyonlarca delillerinden biridir. Her yerde gördüğümüz; fakat üzerinde pek az düşündüğümüz…

Devamı...
Frontpage Slideshow (version 2.0.0) - Copyright © 2006-2008 by JoomlaWorks

TAVSİYE EDİLENLER

21. Yüzyılın Belirleyici Gücü: Türkiye

Bu millet geçmişte olduğu gibi bugün de tüm dünya Müslümanlarının özlemini çektiği barış ve güvenlik ortamını oluşturmakta öncü rol oynayacaktır. 21. yüzyıl, Allah’ın izni ile, tüm Müslüman ve Türk halkları için aydınlık bir çağ olacaktır.

Yazının devamı için tıklayın

You are here:

3 Boyutlu Görmenin Önemi

e-Posta Yazdır PDF
 Gözümüzün 2 boyutlu olarak gördüğü nesneleri beynimiz nasıl üç boyutlu olarak algılamatadır?

3 boyutlu algının nasıl oluştuğunu araştırmak için yapılan bilimsel çalışmalar, beynin hangi mucize özelliklerini ortaya çıkarmıştır?

İki gözümüzün olması, gördüğümüz bir objeyi 2 farklı açıdan algılamamızı sağlar. Gözler arasındaki aralık 5 santimetreden biraz daha fazla olduğu için iki retinada oluşan görüntüler birbirlerinden farklıdır. Bir objenin, iki farklı açıdan elde edilen görüntüleri beynin görme merkezinde birleştirilir. Üçüncü boyut algısı da beyinde devreye girer ve böylece insan bir objenin görüntüsünü üç boyutlu görür. Üçüncü boyutu, bilinenin aksine, doğrudan gözler sağlamaz, beyin sağlar. Üçüncü boyut bir algıdır ve bütün algılama işlemleri beyin düzeyinde gerçekleşir. Bu sayede derinlik ve cisimler arasındaki mesafe algılanır.

Dış Dünya 3 Boyutlu Değildir

Eğer iki gözde, ayrı ayrı oluşan görüntüler, beyinde tam olarak birleştirilmeseydi dünyayı çift ve iki boyutlu görecektik. Bu da şu gerçeği ortaya çıkarmaktadır; dış dünya üç boyutlu değildir. Herşey aynen bir sinema perdesinde olduğu gibi, iki boyutludur. Bu iki boyutlu görüntüden, her bir gözümüz için birer adet mevcuttur. Gözlerimizden bir tanesi aynı nesneyi belli bir açıdan iki boyutlu olarak görürken diğer gözümüz aynı nesneyi farklı bir açıdan iki boyutlu olarak görür. Bu olağanüstü bir durumdur, çünkü; bugüne kadar gördüğümüz herşey yani vücudumuz, evimiz, arabamız, arkadaşlarımız kısaca herşey birbirinin aynısı olan iki boyutlu, iki görüntüden oluşmaktadır.

Bu bilimsel gerçek 1848 yılında İngiliz fizikçi Charles Wheatstone tarafından ortaya çıkarılmıştır. Derinliği algılamanın mantığı üzerine araştırma başlatan Wheatstone, stereoskopik görmenin temel ilkelerini ortaya atmıştır. Stereoskopik görüntü oluşturma, düz bir yüzeyde üst üste (biraz farklı açılardan) çizilmiş iki resmi her iki göz için farklı filtre edip, her göze kendi açısından çekilmiş görüntüyü sunmak ve derinlik algısı oluşturmaktır.

Görüntüler arasındaki fark çok basit bir deneyle ispatlanabilir. Bir ağacın dallarına önce iki gözünüzle sonra tek gözünüzle bir süre bakın. Daha sonra iki gözünüzü tekrar açın, dallar daha derin gözükecektir.

Bir başka deney daha yapabiliriz. Tek gözünüzü kapadıktan sonra bir dikiş iğnesine iplik geçirmeye çalışın. Büyük olasılıkla bunu yapmakta zorlanacaksınız. Çünkü tek gözle derinlik algısı olmayacağından, iğne ile iplik arasındaki küçük mesafe farkını algılayamayacak ve ipliği deliğe geçiremeyeceksiniz. Birbirlerinden bağımsız olarak gören gözlerin görüntülerinin tek bir görüntü haline getirilmesi, bunu yaparken iki boyutlu görüntülere üçüncü bir boyut eklenmesi olağanüstü bir durumdur.

Retinada İkiye Ayrılan Görüntü, Beyinde Kusursuz Bir Şekilde Birleştirilir

Her gözün gördüğü görüntü retinada ortadan ikiye ayrılır. Bu bölümlerden gelen sinyaller ayrı ayrı yollardan beyne ulaşır ve burada tekrar birleştirilir. Bu görüntülerin parçalanması ve tekrar birleştirilmesi için mükemmel bir geometrik uyumun yanı sıra birbirini izleyen kompleks işlemler gerekmektedir. Bu noktada daha ilginç olan bir olay ise beynin parçalanan görüntüyü orjinaline uygun olarak tekrar birleştirmesi ve bu görüntüde hiçbir kayma, karmaşa, kopukluk bulunmamasıdır. Bütün bu mucizevi olaylar insanın iradesi dışında gerçekleşmektedir:

Görme olayı biraz daha detaylı incelendiğinde, göz ile beynin büyük bir uyum içinde hareket ettiği daha iyi anlaşılacaktır. Bu işlemlerden birkaçı şu şekildedir:
  • İki ayrı gözün retinasından gelen sinyallerin üst üste çakıştırılması.

  • Bu görüntülerin karşılaştırılarak derinliğin algılanması.

  • Çizgi ve sınırların fark edilmesi.

  • Görme merkezinde renk analizi.

  • Beyinde parlaklığın algılanması.

  • Retinadan gelen görüntünün parçalanıp tekrar birleştirilmesi ve görsel hafızayla tamamlanması.

  • Görüntünün ters çevrilmesi.

  • Kör noktaya düşen görüntünün, boşluk olarak kalmaması için doldurulması.

Mekan ve Derinlik Hissini Yaratan Allah’tır

Beynimiz, iki boyutlu görüntüleri üç boyutlu hale çevirmekte, derinliği, gölgeleri, renkleri kendi başına ayırt edebilmektedir, bütün bunları küçük bir et parçasının gerçekleştirmesi imkansızdır. Bu muhteşem sistemi yoktan var eden, yaratan ve yapacaklarını ona ilham eden yerlerin ve göğün yegane hakimi olan Allah'tır. Dış dünya hakkındaki bilgilerimiz hem beş duyu ile sınırlıdır, hem de bu duyuların bize algılattığı dünyanın "asıl dünya" ile birebir uyumlu olduğunu gösterecek hiç bir kanıt yoktur. Gördüğümüz dünya zihnimizdedir ve bunun dış dünyada var olan karşılığına ulaşmamız kesinlikle imkansızdır.

Maddeyi iki boyutlu olarak yaratıp, iki farklı açıdan görmemizi sağlayan da, bunları birleştirerek üç boyutlu bir şekilde algılattırarak bize mekan ve derinlik hissini yaşatan da O’dur. Bir ayette şöyle buyrulur:

“O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz.” (Mü'minun Suresi, 78)

Kör Nokta ve Beynin Tamamlayıcı İşlevi

Bu yazıya bakıyor ve sayfayı tam olarak gördüğünüzü sanıyorsunuz. Ama durum öyle değildir. Sayfanın küçük bir noktası var ki o noktayı göremiyorsunuz. Bu, deneylerle ispatlanmış bir gerçektir. Bugüne kadar gördüğünüz görüntülerin her bir karesinde aslında küçük bir noktayı görememiştiniz, çünkü gözünüz bir nokta için hep kördü.

Bu körlüğün sebebi, gözü beyne bağlayan sinirlerin gözün bir noktasında bulunmamasıdır. Retinanın bu küçük bölümünde koni ve çubuk hücreleri yoktur. Bu yüzden burası ışığa duyarlı değildir ve retinanın bu bölgesinde görüntü okunmaz.

Peki göz içinde böyle kör bir nokta bulunduğu halde nasıl olur da etrafımızdaki herşeyi eksiksiz görürüz. Bunun sebebi beynin tamamlayıcı özelliğidir. Kör nokta yüzünden eksik kalan nokta, çevresindeki fona uygun olarak tamamlanır. Yani beyin, bu noktayı olabilecek en uygun renge boyayarak kamufle eder. (Meliha Terzioğlu, Fizyoloji Ders Kitabı, Cilt 1, İstanbul: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yayınları, s. 437; Jillyn Smith, Sense and Sensebilities, Wiley Science Edition, s. 57)

“Rahman (olan Allah)'ın yaratmasında hiçbir "çelişki ve uygunsuzluk" göremezsin. İşte gözünü çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.” (Mülk Suresi, 3-4)
Gözümüzün 2 boyutlu olarak gördüğü nesneleri beynimiz nasıl üç boyutlu olarak algılamatadır?

3 boyutlu algının nasıl oluştuğunu araştırmak için yapılan bilimsel çalışmalar, beynin hangi mucize özelliklerini ortaya çıkarmıştır?

İki gözümüzün olması, gördüğümüz bir objeyi 2 farklı açıdan algılamamızı sağlar. Gözler arasındaki aralık 5 santimetreden biraz daha fazla olduğu için iki retinada oluşan görüntüler birbirlerinden farklıdır. Bir objenin, iki farklı açıdan elde edilen görüntüleri beynin görme merkezinde birleştirilir. Üçüncü boyut algısı da beyinde devreye girer ve böylece insan bir objenin görüntüsünü üç boyutlu görür. Üçüncü boyutu, bilinenin aksine, doğrudan gözler sağlamaz, beyin sağlar. Üçüncü boyut bir algıdır ve bütün algılama işlemleri beyin düzeyinde gerçekleşir. Bu sayede derinlik ve cisimler arasındaki mesafe algılanır.

Dış Dünya 3 Boyutlu Değildir

Eğer iki gözde, ayrı ayrı oluşan görüntüler, beyinde tam olarak birleştirilmeseydi dünyayı çift ve iki boyutlu görecektik. Bu da şu gerçeği ortaya çıkarmaktadır; dış dünya üç boyutlu değildir. Herşey aynen bir sinema perdesinde olduğu gibi, iki boyutludur. Bu iki boyutlu görüntüden, her bir gözümüz için birer adet mevcuttur. Gözlerimizden bir tanesi aynı nesneyi belli bir açıdan iki boyutlu olarak görürken diğer gözümüz aynı nesneyi farklı bir açıdan iki boyutlu olarak görür. Bu olağanüstü bir durumdur, çünkü; bugüne kadar gördüğümüz herşey yani vücudumuz, evimiz, arabamız, arkadaşlarımız kısaca herşey birbirinin aynısı olan iki boyutlu, iki görüntüden oluşmaktadır.

Bu bilimsel gerçek 1848 yılında İngiliz fizikçi Charles Wheatstone tarafından ortaya çıkarılmıştır. Derinliği algılamanın mantığı üzerine araştırma başlatan Wheatstone, stereoskopik görmenin temel ilkelerini ortaya atmıştır. Stereoskopik görüntü oluşturma, düz bir yüzeyde üst üste (biraz farklı açılardan) çizilmiş iki resmi her iki göz için farklı filtre edip, her göze kendi açısından çekilmiş görüntüyü sunmak ve derinlik algısı oluşturmaktır.

Görüntüler arasındaki fark çok basit bir deneyle ispatlanabilir. Bir ağacın dallarına önce iki gözünüzle sonra tek gözünüzle bir süre bakın. Daha sonra iki gözünüzü tekrar açın, dallar daha derin gözükecektir.

Bir başka deney daha yapabiliriz. Tek gözünüzü kapadıktan sonra bir dikiş iğnesine iplik geçirmeye çalışın. Büyük olasılıkla bunu yapmakta zorlanacaksınız. Çünkü tek gözle derinlik algısı olmayacağından, iğne ile iplik arasındaki küçük mesafe farkını algılayamayacak ve ipliği deliğe geçiremeyeceksiniz. Birbirlerinden bağımsız olarak gören gözlerin görüntülerinin tek bir görüntü haline getirilmesi, bunu yaparken iki boyutlu görüntülere üçüncü bir boyut eklenmesi olağanüstü bir durumdur.

Retinada İkiye Ayrılan Görüntü, Beyinde Kusursuz Bir Şekilde Birleştirilir

Her gözün gördüğü görüntü retinada ortadan ikiye ayrılır. Bu bölümlerden gelen sinyaller ayrı ayrı yollardan beyne ulaşır ve burada tekrar birleştirilir. Bu görüntülerin parçalanması ve tekrar birleştirilmesi için mükemmel bir geometrik uyumun yanı sıra birbirini izleyen kompleks işlemler gerekmektedir. Bu noktada daha ilginç olan bir olay ise beynin parçalanan görüntüyü orjinaline uygun olarak tekrar birleştirmesi ve bu görüntüde hiçbir kayma, karmaşa, kopukluk bulunmamasıdır. Bütün bu mucizevi olaylar insanın iradesi dışında gerçekleşmektedir:

Görme olayı biraz daha detaylı incelendiğinde, göz ile beynin büyük bir uyum içinde hareket ettiği daha iyi anlaşılacaktır. Bu işlemlerden birkaçı şu şekildedir:
  • İki ayrı gözün retinasından gelen sinyallerin üst üste çakıştırılması.

  • Bu görüntülerin karşılaştırılarak derinliğin algılanması.

  • Çizgi ve sınırların fark edilmesi.

  • Görme merkezinde renk analizi.

  • Beyinde parlaklığın algılanması.

  • Retinadan gelen görüntünün parçalanıp tekrar birleştirilmesi ve görsel hafızayla tamamlanması.

  • Görüntünün ters çevrilmesi.

  • Kör noktaya düşen görüntünün, boşluk olarak kalmaması için doldurulması.

Mekan ve Derinlik Hissini Yaratan Allah’tır

Beynimiz, iki boyutlu görüntüleri üç boyutlu hale çevirmekte, derinliği, gölgeleri, renkleri kendi başına ayırt edebilmektedir, bütün bunları küçük bir et parçasının gerçekleştirmesi imkansızdır. Bu muhteşem sistemi yoktan var eden, yaratan ve yapacaklarını ona ilham eden yerlerin ve göğün yegane hakimi olan Allah'tır. Dış dünya hakkındaki bilgilerimiz hem beş duyu ile sınırlıdır, hem de bu duyuların bize algılattığı dünyanın "asıl dünya" ile birebir uyumlu olduğunu gösterecek hiç bir kanıt yoktur. Gördüğümüz dünya zihnimizdedir ve bunun dış dünyada var olan karşılığına ulaşmamız kesinlikle imkansızdır.

Maddeyi iki boyutlu olarak yaratıp, iki farklı açıdan görmemizi sağlayan da, bunları birleştirerek üç boyutlu bir şekilde algılattırarak bize mekan ve derinlik hissini yaşatan da O’dur. Bir ayette şöyle buyrulur:

“O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz.” (Mü'minun Suresi, 78)

Kör Nokta ve Beynin Tamamlayıcı İşlevi

Bu yazıya bakıyor ve sayfayı tam olarak gördüğünüzü sanıyorsunuz. Ama durum öyle değildir. Sayfanın küçük bir noktası var ki o noktayı göremiyorsunuz. Bu, deneylerle ispatlanmış bir gerçektir. Bugüne kadar gördüğünüz görüntülerin her bir karesinde aslında küçük bir noktayı görememiştiniz, çünkü gözünüz bir nokta için hep kördü.

Bu körlüğün sebebi, gözü beyne bağlayan sinirlerin gözün bir noktasında bulunmamasıdır. Retinanın bu küçük bölümünde koni ve çubuk hücreleri yoktur. Bu yüzden burası ışığa duyarlı değildir ve retinanın bu bölgesinde görüntü okunmaz.

Peki göz içinde böyle kör bir nokta bulunduğu halde nasıl olur da etrafımızdaki herşeyi eksiksiz görürüz. Bunun sebebi beynin tamamlayıcı özelliğidir. Kör nokta yüzünden eksik kalan nokta, çevresindeki fona uygun olarak tamamlanır. Yani beyin, bu noktayı olabilecek en uygun renge boyayarak kamufle eder. (Meliha Terzioğlu, Fizyoloji Ders Kitabı, Cilt 1, İstanbul: Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yayınları, s. 437; Jillyn Smith, Sense and Sensebilities, Wiley Science Edition, s. 57)

“Rahman (olan Allah)'ın yaratmasında hiçbir "çelişki ve uygunsuzluk" göremezsin. İşte gözünü çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.” (Mülk Suresi, 3-4)
 
  • AY'DAKİ MUCİZE

  • EVRİM

Dünya'nın uydusu olan Ay, yeryüzünde insan yaşamına elverişli koşulların var olmasında çok büyük bir öneme sahiptir. Ay'ın özellikleri incelendiğinde, Dünya üzerindeki canlı yaşamı için özel olarak yaratıldığı görülmektedir.

"...Güneş'i ve Ay'ı sizin emrinize verdi." (Nahl Suresi,12)

Yazının Devamı İçin Tıklayın

DARWIN EFSANESİNİN SONU 

Tarihi eski Yunan'a kadar uzanan bir efsane olan evrim fikri, 19. yüzyılda kapsamlı bir teori olarak ortaya atıldı. Teoriyi bilim dünyasının gündemine sokan en önemli gelişme, Charles Darwin'in 1859 yılında yayınlanan Türlerin Kökeni adlı kitabıydı. 

Yazının devamı için tıklayın 

KURAN BİLGİSİ

Samimi Edilen Duaların Dünyada Da Ahirette De Karşılığı Vardır

Kuran’da bildirilen Peygamberlerimizin kıssalarında da gördüğümüz üzere Allah dilediği takdirde herşeyin mümkün olabileceğini insanlara çok açık olarak göstermektedir. Allah en zor anlarda; hiçbir çıkış yolunun olmadığına dair çok net deliller oluşan olaylarda dahi, hiç beklemedikleri yerlerden kullarına yardımını ulaştırmaktadır.

Allah dilediğinde çok az bir topluluğu, çok fazla sayıdaki insanlara galip getirmektedir. Firavun’un askerleriyle denizin suları arasında sıkışıp kalan İsrailoğullarına ve Hz. Musa (a.s.)’a Allah hiç ummadıkları şekilde bir kurtuluş yolu açmaktadır. Yaşı ilerlediği ve hanımı da doğuma elverişli bir yaşta olmadığı halde, Allah, kutlu Peygamberi Hz. Zekeriya (a.s.)’a soyunu sürdürecek bir çocuk vermektedir. Allah bir balığın karnındaki Peygamberi Hz. Yunus (a.s.)’a oradan çıkıp kurtulma imkanı yaratmaktadır. Allah, kimsenin göremeyeceği bir kuyunun dibine bırakılan Peygamberi Hz. Yusuf (a.s.)’a oradan kurtulacağı bir fırsat yaratmaktadır.

Devamını oku...

BELGESEL FİLM



Get the Flash Player to see this player.


buy levaquin online